Ağır Vasıta
- Çağrı Işık
- 13 Haz
- 4 dakikada okunur
- Herkesin yaşadığı sorunlar kendince büyüktür demek, empati kuramayan sığ düşünceli insanların sığındığı bir kalkandan ibaret.
- Ağır konuşuyorsun Hugo. Daha kibar konuşabilirsin.
- Konuşmuyorum! Bir kez olsun haklı çıkmak istiyorum hepsi bu. Söylediğim her şeye muhalefet olacaksın yine bilmiyor muyum sanki.
- Doğru konuştuğun hangi konu olursa olsun sana hak verdim, bugün konuşursan yine hak veririm neden böyle şeyler söylüyorsun? Kalbimi kırıyorsun.
- Hay sıçayım kalbine! 60 senedir hangi konuda bana hak verdin! 60 senelik haksız bir adamım ben Karla, bunu sende iyi biliyorsun.
- Kes sesini!! Konuşma, istemiyorum.
- Gerçekten hak vereceğine söz verirsen anlatırım.
- Gerçekten şu an benden, haksız dahi çıksan hak vereceğimin garantisini mi istiyorsun?
- Evet
- Sen bir çatlaksın!
- Evet
- Aynı zamanda zır delisin!
- Evet
- Ve o kadar sinir bozucusun ki
- Empati konusu hakkındaki fikirlerimi bilmediğin için merakından ölüyorsun dimi?
- Evet! Ama bu senin 60 yaşında bastonlu bir ağır vasıta olduğunu değiştirmez!
- Ağır konuşuyorsun karla daha kibar konuşabiliriz.
- Anlat dinliyorum.
- Hak vereceksin değil mi?
- Anlat dedim Hugo!
- Tamam hayatım anlatıyorum. Söylemek istediğim şey, hiçbir şeye üzülemeyiz. Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde yeni doğmuş çocuklar terk ediliyor demek değil. Tam olarak şunu söylemek istiyorum. Bazı durumlara toplum içinde üzülmememiz gerektiğini savunuyorum. Yüksek sesle müzik dinlersem insanları rahatsız ederim, diyerek düşündüğümüz hassasiyeti, lütfen ufak tefek sorunlarınızı duymak istemeyen insanlara da göstermenizden bahsediyorum.
- Dinlemek istemiyorsa o ortamdan uzaklaşabilir.
- Dinlemek istemiyorsa gitsin… saçmalıyorsun karla.
- Hugo seni anlıyorum ama verdiğin örnek biraz uyuşmuyor.
- Neden ?
- Otobüste yüksek sesle müzik dinleyen birinden rahatsızlık duyabilirsin. Ama rahatsızlık kısa süren, uzun vadede olursa acıya dönüşen bir kavram. Yalnız, dert kavramıyla gelen kişi, rahatsız olmuş ve durum bitince bu rahatsızlığı üzerinde kalmış kişidir. Ve unutmak için sana derdini anlatmaya gelmiştir. İkisini bir tutamayız.
- Konu odaklı değil sonuç odaklı gidelim.
- Peki
- Şimdi senden şunu düşünmeni istiyorum. Çok ama çok sevdiğin birini kaybettiğini hayal etmeni istiyorum.
- Peki tamam ediyorum.
- Ama lütfen beni karıştırma.
- Hugo aklımı mı okuyorsun?
- Şamatayı bırak ve başka birini hayal et. Benim için üzülmene kalbim dayanmaz.
- Ne düşündüğümü söylemeyeceğim. Çünkü bu seni çok üzer.
- Sus ve hayal et.
- Tamam ediyorum.
- Sevdiğin birini kaybetmek her zaman kötüdür. Birisi öldüğü için sevinebileceğini düşünebiliyor musun?
- Ben düşünmem.
- Şimdi üzüntülüsün ve gerçekten yorgun düşecek kadar ağladığını düşün.
- Evet
- Sen tam bu haldeyken karşı komşumuzun sana gelip, çiçeklerim soldu çok mutsuzum dediğini hayal et. Ne cevap verirdin?
- Bilmiyorum. Tepki vermezdim sanırım.
- Neden ama kadının çiçekleri solmuş şu an acı çekiyor olmalı.
- Ama bende karşısında acı çekiyorum.
- Ee ne güzel işte birbirinizi teselli edersiniz. O seni canından çok sevdiğin yakınını kaybettiğin için teselli eder. Sende onu çiçekleri solduğu için.
- İkisi aynı şey değil.
- Evet bu yüzden konu odaklı değil, sonuç odaklı gidelim dedim. İkinizde acı çekiyorsunuz.
- Yine aynı şey değil
- Neden?
- Biri düzeltilebilecek, geri getirilebilecek bir acı. Diğeri bir daha hiç geri gelmeyecek bir acı.
- Çok iyi laf ettin. İkisi aynı acı değil. Birisi diğerinden daha kötü.
- Evet ama başka bir durumda olsak çiçekleri solmuş bir kadının acısını asla küçümsememek gerekir.
- Kesinlikle haklısın.
- Nasıl haklıyım, sen küçümsediğini söylemedin mi, herkesin derdi kendince büyük değildir diyerek savunma yapmadın mı? Bunu söylemek küçük dertlerin olduğunu söylemek ile aynı şey. Küçük görmekten bahsettin.
- Hayır hayatım bunu söylemek istemedim. Ben herkesin derdi kendince büyük diyerek. Kişinin kendi derdini başkasının derdine eşit tutmanın yanlış olduğunu söylemek istedim. Herkesin derdi kendince büyük değildir. Herkesin derdi empati kurabildiğince büyüktür.
- Nasıl yani?
- Tamam tekrar hayal et.
- Peki
- Çok yakın bir arkadaşın hayatını kaybetti.
- Neden hep ölümden örnek veriyorsun.
- Bundan daha kötü bir örnek bulamadım o yüzden. Peki… tamam. Konusunu açmak istemiyorum ama...
- Rahat konuş lütfen.
- Emin misin? Ben pek emin değilim de.
- Lütfen rahat konuş.
- Peki öyleyse…çocuğumuzun olmadığını ve bir daha hiç olmayacağını öğrendiğin zamanı aklından geçirir misin?
- Peki…
- Yakın arkadaşlarımız Alergon ve Larow bizi ziyarete geldiler ve biz bu durumu onlara söyledik.
- Evet
- Ardından biz onlara nasıl olduklarını sorduk. Ve bize kötü olduklarını çocuklarının ders notlarından yakındıklarını söylediler. Ne hissederdin?
- Tabi ki bu durumda biraz kötü hissederdim. O günümü hayal ediyorum da. İnsan üzüldüğünde çoğunlukla geçmişi düşünür. Yani en azından ben öyle düşünürüm. Ama böyle bir durumla karşı karşıya kalınca sadece ilerisini düşünmekten ve sadece üzülmekten kendimi alıkoyamıyordum. Sanırım o durumdayken herhangi birini, yakın arkadaşım dahi olsa çocuğunun kötü notlarını dinlemek istemem.
- Hayatım bende bundan bahsediyorum. Alergon ve Larow empati kurabilen insanlar olduğu için biz onlara siz nasılsınız dediğimizde, iyiyiz diyerek geçiştirdiler. Ve hatırlarsan o gün sırf biz biraz kafamızı dağıtalım diye kendi dertlerini unutup bizimle ilgilendiler. Ve bunu yaparken bizim onların dertlerini başka şartlar altında sabahlara kadar dinleyeceğimizi biliyorlardı. Bu yüzden herkesin derdi empati kurabildiğince büyüktür. Ben kimsenin derdini dinlemeyelim demiyorum. Herkes derdini doğru zamanda ve doğru yerde anlatmasını söylüyorum hepsi bu kadar.
- Anladım.
- Evet
- Ne evet?
- Bir şeyi unuttun sanki?
- Hayır.
- Karla hadi ama.
- İşim var çıkmam lazım.
- 63 yaşına girdin ne işin olabilir evde gazete, kitap okumaktan başka.
- Çok güzel söyledin kitap alacağım.
- Karla haklı olduğumu söyler misin lütfen.
- Neye göre kime göre haklısın. Belki başka biri seni haksız bulacak. Benim sana haklısın demem genel geçer bir durum olur.
- Tamam başka biri benim haksız olduğumu kanıtlayana kadar, benim haklı olmam kimseyi rahatsız etmez.
- Beni eder.
- Karla inanamıyorum sana.
- Ben çıkıyorum.
Yorumlar