İYİ ARTIK RAHATSIZ EDİCİ
Art niyet insanda var olur derler.
Ama insan art niyetin yokluğunda var olur.
Aceleyle kaçıyorum insanlardan.
Çünkü ölüm insanların yokluğunda var olur.
Tutunacak dalımız yokken gazabıyla yağan yağmuru okşayamam.
Çünkü iyi artık rahatsız edici.
Sonbaharda ıstıraptan düşen ağaç yapraklarını sevimsiz bir tebessüm ile kavrayamam.
Çünkü iyi artık rahatsız edici.
Ağırlığıyla yaşamı delip geçen küçük bir çocuğum ben. Kimi zaman ağlarım, kimi zaman katlanamam.
Bilirim kuş ötüşlerinin kulakları nasıl deldiğini.
Bilirim acı balın ne kadar tatsız olduğunu.
Bilirim yaşım gereği yaşıtsız olmanın ne demek olduğunu.
Bilirim bilmediğim ne çok şey olduğunu.
Sadece kavrayamam.
İyinin neden bu kadar rahatsız edici olduğunu.
KÖTÜ BİRİ OLMAYA ÇALIŞMAK
Beni en çok ben bilirim.
Hüznümü bilirim, öfkemi bilirim, sevincimi, irademi, isteklerimi ben bilirim.
Ve ben hep kötü bir adam olmak istedim.
‘’Hayır’’ diyemiyorum. ‘’Evet’’ de demek istemiyorum.
İsteksiz iyilikten yüreğime kramplar giriyor.
Boş verip uyumak istiyorum. Uykularım felakete dönüyor.
Sonra sadece susuyorum. Soran olursa da yorgunum diyorum.
GEREKENİ HATIRLAMAK
Kaldığım yerden başlamam gerek şimdi.
Önce kaldığım yeri hatırlamak.
Ardından kaldığım yerden bilinçsizce yürümem gerek.
Yani ne gerekiyorsa onu yapmak.
Tabi önce gerekeni hatırlamak.
İSTİFRA
Dileklerimi sarıp sarmalamak, gözlerimi bez parçasıyla bağlamak, bir bıçağı kemiklerime yavaş yavaş batırmak bile düşüncelerime kilit vurmuyor.
Git gide alışıyorum.
Hata yapmaktan, yanlış düşünmekten, eylemlerimden, yanlış adımlarımdan...
Bir iç geçiriyorum, ardından kan kusuyorum.
Çünkü atmam gerekeni içimde tutamam...
BİTİME BİR ADIM
Hatırlamam için önce unutmam gerekli.
En sessiz şekilde hatırlamak gerekli belki de.
Yer yüzünde çıt yok, tek rahatsızlık benim.
Ruhumda çıt yok, rahatsızlık yalnızca yer yüzünde.
Duygusal bir melodi oynuyor kafamda.
Belki de rahatsızlık benliğimde.
ZAMANIN İÇİNDE BİR O KADAR DIŞINDA
Hayretle izliyorum 27 yaşımı.
Ne olacağını bilmeden ve fikirlerim tükenmeden.
Gidiyorum çünkü kitaplara sığamıyorum.
Mürekkebim titrer, boş sayfalar reddeder beni.
Zamanın içinde, düzenin dışında, kıskıvrak bekliyorum sokağın başında.
Bekliyorum, ne beklediğimi bilmeden.
Titriyorum, soğuğu hissetmeden.
Sorguluyorum, ne olacağını düşünmeden.
ANLAMAK VE ANLAŞILMAK
Ayrıntılarıma hayran olmak için bütününden mi çıkarmak gerek?
Yaşamın zalim oluşunu anlamak için onu ciddiye mi almak gerek?
Uyumsuz bir bel kemiğini koparıp atmak mı gerek ayakta durabilmek için?
Kafam karmakarışık, kelimelerim paramparça, düşlerim bütün olmak için bir sarf içinde...
HAKSIZLIK
Afların arkasından açılan bir kapı, ruhani bir bütün ile sardı dört yanımı.
Titrek bir rüzgâr esaretimi pençeleyip ardından af diliyor bedenimin en ücra köşesinden.
"Beni affet"
Sorunun, bedenimin herhangi bir çarpışmadan kaçmasıyla bir ilgisi yok.
Asıl sorun; zihnimin kuytusuna saklanmış, adaletiyle doğru orantılı, iyi niyetinin tesellisini suistimal ederek boğmaktır.
OLUNMASI GEREKEN UZAKLIK
Kasvetli bir sabahın en içinden yazıyorum, içime sinen maviliğe…
Nasıl hissettiğimden emin olmayarak, nasıl hissettirdiğimden emin bir şekilde.
Dilimden çıkan her sözde bir buğu, düşündüklerim her sözümde bir kutu içinde.
Bilmem, var mıyım, yok muyum, oldum mu, olacağım mı? Neysem oyum.
Sorgulamıyorum, sorgularsam insan olurum.
SİYAH B İR KALEMLE
Siyah bir kalemle güneşi çizdim.
Yanına bulutlar.
Gökkuşağı, çiçekler, böcekler ve insanlar.
Siyah bir kalemle yolumu çizdim.
Uzun dar bir yol.
Yolda umutlar, hayaller, hatalar ve mutluluklar.
Siyah bir kalemle kendimi çizdim.
Siyah, dar bir deftere.